Book Creator

BENİM MAÇIM

by ZEYNEP KARADAĞ

Cover

Loading...
BENİM MAÇIM
Loading...
Loading...
Zeynep KARADAĞ
Merhaba, ben Duru size cinsiyetimden dolayı uğradığım ayrımcılıktan bahsedeceğim. Ben 14 yaşındayım ve çocukluğumdan beri futbol ile iç içe büyüdüm. Babam okulumuzun futbol antrenörüydü. Onla maçlara gider tezahürat yapardık. Evimizin bahçesinde küçük bir futbol sahası vardı. Babam bana orada futbol oynamayı öğretirdi. Geçen sene hayatımın en kötü zamanlarını yaşadım. Babam trafik kazası yüzünden vefat etti. Ölmeden önce sanki başına bir şey geleceğini biliyormuşçasına anneme kendisine bir şey olursa uğurlu futbol topunun benim olacağını söylemiş. Futbolu ne kadar sevdiğimi ve ne kadar iyi olduğumu biliyordu. Hep beni destekliyordu. Babamın ölümünden sonra daha sıkı sarıldım futbola. Sürekli antrenmanlar yapıyordum, çok çalışıyordum. 14 yaşına girdim, liseye başladım. Yeni okulumda duvarlara futbol takımı seçmeleri asılmıştı. Belirtilen zamanda spor salonundaydım. Yeni okulumun antrenörü Cüneyt Hoca sıraya dizilmemizi istedi. Teker teker isimlerimizi defterine yazarken sıra bana geldi. Beni gördüğüne şaşırdı. Seçmelerdeki tek kızdım.
“Burası futbol seçmeleri, voleybol seçmeleri bir saat sonra.” dedi. Okulun zorba çocuğu Emre ve arkadaşları gülmeye başladı. Emre “Kızlara burada yer yok.” dedi. Aldırış etmeden “Ben futbol seçmeleri için geldim hocam.” dedim. Anlamaz gözlerle baktı ve adımı deftere yazmadan geçti. Evet, adımı yazmadı! Ben görmemişimdir diye düşündüm önemsemedim. Seçmeler başladı parkur, kaleye top atma, deneme maç şeklinde üç adımdan oluşuyordu. Hepsini en iyi şekilde yaptım. Katılanların çoğundan daha iyiydim. Takıma seçileceğimden emindim.Takıma seçilenlerin açıklanacağı gün gelmişti. Seçmelerde çok iyi performans göstermeme rağmen stres olmuştum. Kağıtlar duvara asıldığı anda ortam kalabalıklaştı ve önümü göremedim. Ama havalara uçanları ve hüsrana uğrayanları görebiliyordum. Herkes yavaş yavaş ayrılınca sonunda listeye bakabildim. Listeyi birkaç kez okudum ama adımı bulamadım. Ben de hüsrana uğrayanlardan biri olmuştum.Kendime soruyordum, niye seçilmedim, niye olmadı. Her adımı en iyi şekilde tamamlayanlardandım.
“Burası futbol seçmeleri, voleybol seçmeleri bir saat sonra.” dedi. Okulun zorba çocuğu Emre ve arkadaşları gülmeye başladı. Emre “Kızlara burada yer yok.” dedi. Aldırış etmeden “Ben futbol seçmeleri için geldim hocam.” dedim. Anlamaz gözlerle baktı ve adımı deftere yazmadan geçti. Evet, adımı yazmadı! Ben görmemişimdir diye düşündüm önemsemedim. Seçmeler başladı parkur, kaleye top atma, deneme maç şeklinde üç adımdan oluşuyordu. Hepsini en iyi şekilde yaptım. Katılanların çoğundan daha iyiydim. Takıma seçileceğimden emindim.Takıma seçilenlerin açıklanacağı gün gelmişti. Seçmelerde çok iyi performans göstermeme rağmen stres olmuştum. Kağıtlar duvara asıldığı anda ortam kalabalıklaştı ve önümü göremedim. Ama havalara uçanları ve hüsrana uğrayanları görebiliyordum. Herkes yavaş yavaş ayrılınca sonunda listeye bakabildim. Listeyi birkaç kez okudum ama adımı bulamadım. Ben de hüsrana uğrayanlardan biri olmuştum.Kendime soruyordum, niye seçilmedim, niye olmadı. Her adımı en iyi şekilde tamamlayanlardandım.
Aklıma listede yazmamanın sebebi geliyordu ama inkar ediyordum. Cüneyt Hoca ile görüşmeliydim. İlk teneffüste odasına gittim. Kapıyı çaldım, içeri girdim. Girdiğimde söyleyeceklerimi bilirmişçesine alayacı bir ifade takınarak “ Noldu kızım” dedi. “Hocam futbol takım seçmelerinde çok iyi bir performans göstererek çoğu arkadaşımı geride bıraktım ama listede adım yazmıyordu. Neden acaba?” dedim dik durarak. Hoca yalandan mahcup bir ifade ile “Kızım futbol sadece erkeklerin oynayabileceği bir spordur.” dedi. Çok sinirlenmiştim hocaya yanıldığını ve ne kadar iyi olduğumu anlatmaya çalışırken sözümü böldü ve ”Kızım dersin başlıyacak sen de git artık.” dedi. Dünya başıma yıkılmıştı. Bütün çalışmalarım, emeklerim boşa gitmemeliydi. Odadan çıktıktan sonra bir şeyler
düşünmeye başladım. Birkaç gün sonra kusursuz bir plan yapmıştım. İkizim Deniz ile farklı okullara girmiştik. Ama o okulunun ikinci haftası katılacağı müzik yarışması yüzünden şehir dışında olacaktı. Onun yerine okula gidecektim. Çok sağlam ama çok tehlikeli bir plandı. Takıma girmeden okuldan
Hoca yalandan mahcup bir ifade ile “Kızım futbol sadece erkeklerin oynayabileceği bir spordur.” dedi. Çok sinirlenmiştim hocaya yanıldığını ve ne kadar iyi olduğumu anlatmaya çalışırken sözümü böldü ve ”Kızım dersin başlıyacak sen de git artık.” dedi. Dünya başıma yıkılmıştı. Bütün çalışmalarım, emeklerim boşa gitmemeliydi. Odadan çıktıktan sonra bir şeyler düşünmeye başladım. Birkaç gün sonra kusursuz bir plan yapmıştım. İkizim Deniz ile farklı okullara girmiştik. Ama o okulunun ikinci haftası katılacağı müzik yarışması yüzünden şehir dışında olacaktı. Onun yerine okula gidecektim. Çok sağlam ama çok tehlikeli bir plandı. Takıma girmeden okuldan çıkmamalıydım. Okul başlamadan bir önceki gün en yakın arkadaşım Yağmur’dan bir iyilik istedim: peruk. Yağmur çok iyi bir arkadaştı ve aynı zamanda çok iyi bir kuafördü.Pazar akşamı Yağmur evime geldi ve erkek saçına benzeyen peruğu taktı. İkizim Deniz ile çok benzediğimizi söylemiş miydim? Peruk takıldığında Deniz’in kopyası olmuştum resmen. Pazartesi Deniz’in okulunun önünde inen otobüse bindim. Okula vardığımda biri anlar diye
Hoca yalandan mahcup bir ifade ile “Kızım futbol sadece erkeklerin oynayabileceği bir spordur.” dedi. Çok sinirlenmiştim hocaya yanıldığını ve ne kadar iyi olduğumu anlatmaya çalışırken sözümü böldü ve ”Kızım dersin başlıyacak sen de git artık.” dedi. Dünya başıma yıkılmıştı. Bütün çalışmalarım, emeklerim boşa gitmemeliydi. Odadan çıktıktan sonra bir şeyler düşünmeye başladım. Birkaç gün sonra kusursuz bir plan yapmıştım. İkizim Deniz ile farklı okullara girmiştik. Ama o okulunun ikinci haftası katılacağı müzik yarışması yüzünden şehir dışında olacaktı. Onun yerine okula gidecektim. Çok sağlam ama çok tehlikeli bir plandı. Takıma girmeden okuldan çıkmamalıydım. Okul başlamadan bir önceki gün en yakın arkadaşım Yağmur’dan bir iyilik istedim: peruk. Yağmur çok iyi bir arkadaştı ve aynı zamanda çok iyi bir kuafördü.Pazar akşamı Yağmur evime geldi ve erkek saçına benzeyen peruğu taktı. İkizim Deniz ile çok benzediğimizi söylemiş miydim? Peruk takıldığında Deniz’in kopyası olmuştum resmen. Pazartesi Deniz’in okulunun önünde inen otobüse bindim. Okula vardığımda biri anlar diye
çok stres olmuştum ama dik duruşumu bozmuyordum. Derslerime girdikten sonra okulun futbol seçmelerinin yapıldığı yere gittim. Bu takıma girmeliydim. Deniz’in okulunun antrenörü Kemal Hoca sert görünen ama çok kibar bir adamdı. Hepimizin teker teker o da adını sormaya başladı. Sıra bana geldiğinde tam gerçek adımı söylecekken duraksadım ve “Deniz.” dedim. Seçmeler başladı. Aynı üç adımı deneyimli olduğum için daha iyi bir şekilde geçtim. Her topa vurduğumda kendimi hedefime daha yakınlaşmış hissediyordum. Seçmeler bittiğinde rahatlamıştım, takıma girme ümidiyle salondan ayrıldım. Yeni bir gün, yeni seçmeler.Seçme kağıdının olduğu alana geldiğimde derin bir nefes aldım ve kağıdı okumaya başladım. Evet, sonunda! Takıma girmiştim. Aslında takıma girmeyi gerçekten hakkettiğimi anlamıştım. 4 saat sonra antrenman vardı. Kıyafetlerimi hazırladım ve yine erkek kardeşim kılığında antrenmana katıldım. Bu antrenmanlar ev bahçesinde yaptığım antrenmanlardan daha verimliydi. Takımca oynamak gerçek maç hissiyatı
veriyordu. Teknikte çok iyi olmama rağmen güç konusunda sıkıntılar çekiyordum. Bu süreçte takım arkadaşlarım bana destek oldu. Takım kaptanımızın adı Yağız’dı. Kendisi takımımız için doğru olanı yapıyor ve Emre’nin aksine ayrımcılık yapmıyordu. Haftanın son günü olan cuma günü okulumla maçımız vardı. Eğer onları yenersek ve bunda büyük rol oynarsam okuluma futbolda onlar kadar hatta daha iyi olduğumu kanıtlamış olacaktım. Maç gününden önceki gün stresimi azaltıp, beni iyi hissettirmek için en yakın arkadaşım Yağmur evimize beni ziyarete geldi. Motivasyon konuşmaları yapıp kız kıza takıldıktan sonra Yağmur evine döndü.
PrevNext