Book Creator

GÜÇLÜ KADINLAR

by Zeynep GÜMAN

Pages 2 and 3 of 13

Loading...
   Alya, 1994’te İran’da Tabriz civarlarında doğmuş bir kız çocuğu. Annesi, 14 yaşında kendinden hem yaşça hem de fiziksel olarak çok daha büyük olan bir adamla evlendirilmiş ve 16 yaşında Alya’yı doğurmuş. Babası, Akbar, bir kız çocuğu olacağını öğrendiğinde daha Alya doğmadan umudunu ondan kesmiştir ve hiçbir zaman ne kızına ne de eşine destek olmuştur. 
Loading...
Meryem duyduklarına çok üzülürken aynı zamanda da ne yapacağını bilememiş ve diğer gün Alya ile birlikte işe, Çiğdem Hanım’ın evine, gitmiş. Çiğdem Hanım, Meryem ve Alya için çok üzülmüş ve eşinin okuldan sonra Alya’ya ders verebileceğinden bahsetmiş. O günden sonra Meryem, kızını okuldan almış ve birlikte Çiğdem Hanım’ın evine gitmeye başlamışlar; Meryem işine, Alya ise dersine. 
Loading...
   Alya, her zaman okumaya ve yeni şeyler öğrenmeye meraklı olmuştur fakat babasının kız yetiştirme anlayışından dolayı İran’da yaşadığı
Loading...
Loading...
   Meryem, Van’da onlara tek sahip çıkan insanların buradan gideceğini duyduğunda çok üzülmüş ve kendisi ile kızının ne yapacağı hakkında endişelenmeden duramamış. Uzun bir sürecin ardından Alya’ya da danışarak bir süreliğine Diyerbakır’a taşınma kararı almışlar. Bunca yıl çalıştıktan sonra Meryem,
Loading...
süreç boyunca okula gidememiştir. Annesi, Meryem, kızının bu isteğini fark etmiş ve ona babasından gizli Latin alfabesiyle okuma-yazma öğretmiştir. Meryem’e ise bunu, küçükken Türk olan babaannesi öğretirmiş. Meryem kendini defalarca riske atıp Akbar’a her ne kadar Alya’yı okula yazdırmasını söylese de Akbar her seferinde bu teklifi reddedermiş. 
Loading...
   Meryem, her sabah kalktığında ve her akşam yattığında Alya’yı da alıp kaçmayı düşünürmüş fakat hiçbir zaman buna cesaret edemezmiş. Sonunda Alya 8 yaşlarına geldiğinde annesi İran’dan kaçması gerektiğine karar vermiş ve Alya’dan da duygusal destek alarak bir gece kendini kaçış planı yaparken bulmuş. Pazarda alışveriş yaparken kulak misafiri olduğu konuşma sürekli aklında dönüyormuş. Pazarda duyduğu iki kadının dediklerine göre üç gün sonra mahalledeki yıkık evin arkasına gece saatlerinde insanları kaçak yollardan Türkiye, Van’a götüren bir tır gelecekmiş. Meryem, Akbar uyuduğu zaman birkaç eşyasını toplayıp Alya ile o tıra binebileceğini düşünmüş. Alya küçük olduğundan ve planı ağzından kaçırabileceği için ona bunu son gün söylemeye karar vermiş. O gün gelip çattığında yanına yiyecek bir şeyler, birkaç eşya ve Alya’yı alıp evden kaçmış. Yaklaşık bir gün sonra, Türkiye’ye vardıklarında, kalacak bir yer bulmaları zor olmuş fakat sonunda boş, yıkık dökük bir gecekondu bulmuşlar. Meryem, yanlarına aldıkları gıdalar bitene kadar temizlik için gidebileceği bir ev bulmuş. Gittiği ev Çiğdem adında kocası öğretmen olan bir kadının eviymiş. Eşinin tayini çıktığı için Van’a birkaç hafta önce taşınmışlar.  Bunu duyan Meryem, Alya’yı bir an önce okula yazdırılması gerektiğini hatırlamış. Alya’yı ise bulduğu ilk boşlukta mahalledeki tek okula yazdırmış. Bunu duyan Çiğdem Hanım Alya’ya kocasıyla destek olmak istemiş. Kendisi ona çanta ve kalem gibi okul eşyaları alarak, kocasından da Alya’nın okumasını geliştirmesine yardım etmesini isteyerek Alya’ya yardımcı olmuş. Meryem bunun karşılığında çok sevinmiş ve yeni hayatlarına gayet iyi bir başlangıç yaptıklarını düşünmüş. 
Loading...
   Aradan birkaç hafta geçmiş ve Meryem Alya’nın gün gittikçe mutsuzlaştığını fark etmiş. Birçok kez sormasına rağmen Alya cevap vermeyi reddetmiş fakat en sonunda Meryem, Alya’nın ağzından laf almayı başarmış. Alya, annesine okulda kendisini dışladıklarını ve kendisini kimsenin sevmediğini anlatmış. Annesini en çok üzen şey ise Alya’nın anlattıklarına göre öğrencilere öğretmenlerinin de uymasıymış. Alya, annesinden okumayı her ne kadar çok sevse de kendisini okuldan almasını ve onu beraberinde işe götürmesini istemiş. En azından böylelikle biraz daha para kazanabileceklerini düşünmüş.
Loading...
   Okulun ilk günü annesiyle giden Alya, arkadaş bulmayı her şeyden çok istiyormuş. Hayatı boyunca tek arkadaşı annesi olması ve hiç yaşıtı bir arkadaşı olmaması gerçekleri Alya’yı arkadaş bulma konusunda zorlayacak olsa da Alya, arkadaş bulamayacağı düşüncesine kapılmak istemiyormuş. Annesi artık okulunda bir hademe olduğundan dolayı Alya okula diğerlerinden erken gelmek zorundaymış. Tek başına sınıfını bulup rastgele bir sırayı oturmak için seçmiş. Öğrenciler yavaş yavaş gelmeye başladığında heyecanı giderek artmış. Birden sınıfa kaba görünümlü, iri bir çocuk girmiş ve Alya’yı görür görmez ona bağırmaya başlamış. Alya, çocuğun sırasında oturduğu için çocuğun ona sinirlendiğini geç anlamış ve özür dilemiş. Fakat o anki yaşadığı heyecandan da olacak ki aksanı ile çocuk, Alya’nın yabancı olduğunu anlamış ve daha da çok bağırmaya başlamış. Tam o sırada içeri bir kız girmiş ve çocuğa sakinleşmesi gerektiğini söyleyerek olayların büyümesini engellemeye çalışmış. Daha sonrasında Alya’yı oradan kaldırıp kendi yanında oturabileceğini söylemiş. Alya hala yaşananların şokunda olsa da birinin ona yardım etmesine sevinmiş. Ona yardım eden kızın gözlerinin çekik olduğunu ve onun da tıpkı kendisinin gibi buranın yabancısı olabileceğini düşünmüş. Kız, Alya’ya iyi olup olmadığını sormuş ve böylelikle de tanışmışlar. Kızın adı Rana’ymış ve 2 yıl önce Türkiye’ye ailesiyle gelmiş. Rana, Alya’ya annesinin Özbek, babasının ise Türk olduğunu ve Türkiye’ye işlerinden dolayı geldiklerini anlatmış. Alya’nın ise kendisini kötü hissetmemesini ve aynı şeyleri buraya ilk kez geldiğinde kendisinin de yaşadığını söylemiş. Alya, Rana’nın söylediklerini duyunca kendisini daha iyi hissetmiş ve teneffüslerde sürekli Rana ile sohbet etmeye başlamış. Onlarla koskoca okuldan sadece birbirlerinin konuşması da bu durumu açıklıyormuş zaten.
Loading...
Meryem duyduklarına çok üzülürken aynı zamanda da ne yapacağını bilememiş ve diğer gün Alya ile birlikte işe, Çiğdem Hanım’ın evine, gitmiş. Çiğdem Hanım, Meryem ve Alya için çok üzülmüş ve eşinin okuldan sonra Alya’ya ders verebileceğinden bahsetmiş. O günden sonra Meryem, kızını okuldan almış ve birlikte Çiğdem Hanım’ın evine gitmeye başlamışlar; Meryem işine, Alya ise dersine. 
Loading...
   Meryem, Van’da onlara tek sahip çıkan insanların buradan gideceğini duyduğunda çok üzülmüş ve kendisi ile kızının ne yapacağı hakkında endişelenmeden duramamış. Uzun bir sürecin ardından Alya’ya da danışarak bir süreliğine Diyerbakır’a taşınma kararı almışlar. Bunca yıl çalıştıktan sonra Meryem,
Loading...
Loading...
biriktirdiği paranın yeterli olacağını düşünmüş ve otobüs biletleri, birkaç parça eşyaları ile Diyerbakır’a taşınma kararı almışlar. Alya’nın ise bu yeni maceradan tek isteği yeni ve sevip sevilebileceği bir okul hayatıymış. Annesi Alya’yı taşındıkları mahalledeki okula yazdırmış. Meryem, Alya’yı okula yazdırmaya gittiği gün okulun müdürü Meryem Hanım’ın işsiz olduğunu öğrenmiş. Müdür, okulda geçen yazdan beri bir hademenin eksik olduğunu söylemiş ve bir iş teklifinde bulunmuş. Meryem her zaman kızının yanında olup onu koruyabileceğini düşünüp hemen kabul etmiş. 
Loading...
   Okulun ilk günü annesiyle giden Alya, arkadaş bulmayı her şeyden çok istiyormuş. Hayatı boyunca tek arkadaşı annesi olması ve hiç yaşıtı bir arkadaşı olmaması gerçekleri Alya’yı arkadaş bulma konusunda zorlayacak olsa da Alya, arkadaş bulamayacağı düşüncesine kapılmak istemiyormuş. Annesi artık okulunda bir hademe olduğundan dolayı Alya okula diğerlerinden erken gelmek zorundaymış. Tek başına sınıfını bulup rastgele bir sırayı oturmak için seçmiş. Öğrenciler yavaş yavaş gelmeye başladığında heyecanı giderek artmış. Birden sınıfa kaba görünümlü, iri bir çocuk girmiş ve Alya’yı görür görmez ona bağırmaya başlamış. Alya, çocuğun sırasında oturduğu için çocuğun ona sinirlendiğini geç anlamış ve özür dilemiş. Fakat o anki yaşadığı heyecandan da olacak ki aksanı ile çocuk, Alya’nın yabancı olduğunu anlamış ve daha da çok bağırmaya başlamış. Tam o sırada içeri bir kız girmiş ve çocuğa sakinleşmesi gerektiğini söyleyerek olayların büyümesini engellemeye çalışmış. Daha sonrasında Alya’yı oradan kaldırıp kendi yanında oturabileceğini söylemiş. Alya hala yaşananların şokunda olsa da birinin ona yardım etmesine sevinmiş. Ona yardım eden kızın gözlerinin çekik olduğunu ve onun da tıpkı kendisinin gibi buranın yabancısı olabileceğini düşünmüş. Kız, Alya’ya iyi olup olmadığını sormuş ve böylelikle de tanışmışlar. Kızın adı Rana’ymış ve 2 yıl önce Türkiye’ye ailesiyle gelmiş. Rana, Alya’ya annesinin Özbek, babasının ise Türk olduğunu ve Türkiye’ye işlerinden dolayı geldiklerini anlatmış. Alya’nın ise kendisini kötü hissetmemesini ve aynı şeyleri buraya ilk kez geldiğinde kendisinin de yaşadığını söylemiş. Alya, Rana’nın söylediklerini duyunca kendisini daha iyi hissetmiş ve teneffüslerde sürekli Rana ile sohbet etmeye başlamış. Onlarla koskoca okuldan sadece birbirlerinin konuşması da bu durumu açıklıyormuş zaten.