Book Creator

yargılayanlar ve yargılananlar

by PELİN NAZ HACIOĞLU

Cover

Loading...
YARGILAYANLAR VE YARGILANANLAR
Loading...
Pelin Naz Hacıoğlu
Bir gün Ayşe adlı siyah düz saçlı uzun boylu siyah göz renkli mavi dikdörtgen çerçeveli gözlüklü bir kız eski okulundan babasının işi yüzünden ayrılıp yeni bir okula geçiş yapmıştır. Geçiş yaptığı okulu geldiği günden itibaren sevmemiştir. Okulun ilk günü diye heyecanla erkenden kalkıp hazırlanmaya başlamıştır. Okula geldiği gibi kabusu başlamıştır. siyah saçlı kısa boylu mavi gözlü Aylin, sarı kısa saçlı uzun boylu yeşil gözlü Selin, kahverengi saçlı yeşil gözlü kısa boylu Helin okulun üç popüler kızıyla karşılaşınca hayatının cehennem olacağını anında anlamıştır. Aylin, Selin, Helin Ayşe’yi iyice süzdükten sonra aralarında Ayşe’ye bakarak gülüşmeye başlamışlardı. Ayşe nedenini çok iyi biliyordu. O kilolu bir kızdı çarpık dişleri vardı, tatlı gülmüyordu-tatlı gülmek ne demekse- çoğu insan onun çirkin olduğunu söylerdi. Hatta çoğu yerine herkes demek daha doğru bile olurdu. Çünkü Ayşe insanların güzellik algısına uymuyordu. Eski okulunda bu güzel olma, beğenilme, toplum tarafından kabul görme arzusu çok yoktu. Küçük bir okuldu, herkes kendi halindeydi. 
Bir gün Ayşe adlı siyah düz saçlı uzun boylu siyah göz renkli mavi dikdörtgen çerçeveli gözlüklü bir kız eski okulundan babasının işi yüzünden ayrılıp yeni bir okula geçiş yapmıştır. Geçiş yaptığı okulu geldiği günden itibaren sevmemiştir. Okulun ilk günü diye heyecanla erkenden kalkıp hazırlanmaya başlamıştır. Okula geldiği gibi kabusu başlamıştır. siyah saçlı kısa boylu mavi gözlü Aylin, sarı kısa saçlı uzun boylu yeşil gözlü Selin, kahverengi saçlı yeşil gözlü kısa boylu Helin okulun üç popüler kızıyla karşılaşınca hayatının cehennem olacağını anında anlamıştır. Aylin, Selin, Helin Ayşe’yi iyice süzdükten sonra aralarında Ayşe’ye bakarak gülüşmeye başlamışlardı. Ayşe nedenini çok iyi biliyordu. O kilolu bir kızdı çarpık dişleri vardı, tatlı gülmüyordu-tatlı gülmek ne demekse- çoğu insan onun çirkin olduğunu söylerdi. Hatta çoğu yerine herkes demek daha doğru bile olurdu. Çünkü Ayşe insanların güzellik algısına uymuyordu. Eski okulunda bu güzel olma, beğenilme, toplum tarafından kabul görme arzusu çok yoktu. Küçük bir okuldu, herkes kendi halindeydi. 
Fakat bu okulunda öyle değildi. Güzel değilsen veya insanların istediği kriterlere uymuyorsan hiçtin. Ayşe ne olup bittiğini anlamaya çalışırken üstüne dökülen sıcak kahveyle bu düşüncelerinden ayıldı. Kahveyi Helin dökmüştü. O üçlüdeki “en güzel” en güzel olduğu için de en çok sözü geçen de oydu tabiki. Aslında Helin de memnun değildi halinden hayatında yaşadığı olayları yaşanmamış gibi göstermekten, üzgünlüklerini, hayatında yaşadığı olayları mükemmel gibi göstermek zorunda olmak ve gerçek halini maskeyle kapatmak onun için de zordu ama Helin Ayşe gibilerden olmak yerine Aylin gibilerden olmayı tercih ediyordu. Helin kahveyi döktükten sonra samimiyetsiz bir şekilde;
-       “Çok pardon, iyi misin?” dedi.
-       “İyiyim.” dedi Ayşe cılız bir sesle, Aylin hemen girdi araya sahte bir gülümsemeyle;
-       “Merhaba Ayşe, galiba yenisin okulda istediğin zaman yardımcı oluruz sana.” dedi.
Zilin çalmasıyla sohbetleri bölündü ve sınıflarına dağıldılar. Ayşe sınıfına gittiğinde bir çocuk dikkatini çekmişti. Uzun boylu, kahverengi kıvırcık saçlı, ela gözlü biriydi, ismi Doruktu galiba. Helin, Selin, Aylin üçlüsü konuşurken duymuştu ismini. 
Fakat bu okulunda öyle değildi. Güzel değilsen veya insanların istediği kriterlere uymuyorsan hiçtin. Ayşe ne olup bittiğini anlamaya çalışırken üstüne dökülen sıcak kahveyle bu düşüncelerinden ayıldı. Kahveyi Helin dökmüştü. O üçlüdeki “en güzel” en güzel olduğu için de en çok sözü geçen de oydu tabiki. Aslında Helin de memnun değildi halinden hayatında yaşadığı olayları yaşanmamış gibi göstermekten, üzgünlüklerini, hayatında yaşadığı olayları mükemmel gibi göstermek zorunda olmak ve gerçek halini maskeyle kapatmak onun için de zordu ama Helin Ayşe gibilerden olmak yerine Aylin gibilerden olmayı tercih ediyordu. Helin kahveyi döktükten sonra samimiyetsiz bir şekilde;
-       “Çok pardon, iyi misin?” dedi.
-       “İyiyim.” dedi Ayşe cılız bir sesle, Aylin hemen girdi araya sahte bir gülümsemeyle;
-       “Merhaba Ayşe, galiba yenisin okulda istediğin zaman yardımcı oluruz sana.” dedi.
Zilin çalmasıyla sohbetleri bölündü ve sınıflarına dağıldılar. Ayşe sınıfına gittiğinde bir çocuk dikkatini çekmişti. Uzun boylu, kahverengi kıvırcık saçlı, ela gözlü biriydi, ismi Doruktu galiba. Helin, Selin, Aylin üçlüsü konuşurken duymuştu ismini. 
Ayşe, hocanın gelmesiyle birlikte boş bulduğu bir sıraya oturdu. Ders bittikten sonra Ayşe yemekhaneye inmişti. Yemeğini alıp boş bir masaya oturacaktı ki, Helin onu çağırdı. Ne yapacağını bilemedi Ayşe, bir sandalye çekti ve yanlarına oturdu. Doruğun konusu açıldı. Doruk Aylin’in kardeşiydi. Üç kardeşlerdi Aylin, Doruk ve Ali sarı kıvırcık saçlı mavi gözlü beş yaşında bir çocuktu Ali. Öğlen teneffüsü de birlikte vakit geçirdikten sonra artık o “üçlünün” içine girmiş sayılırdı. Günleri böyle geçiyorken Ayşe yavaş yavaş Doruktan hoşlanmaya başlamıştı. Bunu Aylin’e veya diğerlerine söylemeye cesareti yoktu. O da biliyordu platonik bir şeydi bu. Ayşe yavaş yavaş Selin, Helin ve Aylin ile aralarında kuvvetli sevgi dolu bir bağ olduğunu düşünmeye başlamıştı ama ne yazık ki yanılıyordu ve o üçlü onunla sadece dalga geçiyordu. Doruk da bu planın içine dahildi. Ayşe hissettiklerini yazmayı seviyordu. Bu yüzden de hep günlük tutuyordu. Son zamanlarda da Doruk hakkında bahsetmeye de başlamıştı. 
PrevNext